Hayatın en güzel anlamıdır paylaşmak...

Zamanı..Dostluğunu...Gülümsemeni...Evini..Sevgini..Bilgini..Fikirlerini...Emeklerini...

Paylaşmak gerek hesap kitap yapmadan, egolara yenik düşmeden, herhangi bir karşılık düşünmeden paylaşmak gerek...

çünkü paylaştıkça çoğalacaktır Sevgiler..!

Decoration etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Decoration etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2012

Çook uzun zaman sonra....

Çook uzun zaman sonra herkese merhaba...





Aylar aylar hatta aradaki ufak bir iki paylaşımı saymazsak yıllar sonra eski hayatıma döndüm:))


Yeniden en sevdiğim işe yapıyor olmaktan, internette vakit geçirip güzel güzel yapılan şeylere bakmaktan çok ama çoook mutluyum.


Ama çalışma odam, Adana' ya gelince yaptıklarımı gören sevgili dostlarım ve kardeşlerimin yapmamı istedikleri şeyler yüzünden dolup artık adım atılmayak hale gelince ve bir de nerdeyse iki yıldır süren serzenişlerini duymaktan birazcık utanınca herşey yeniden başladı...







Saksılık ve kuş yuvası bir arkadaşımın hediyesi, Paşabahçe'den. Ortadaki galvaniz saksı ise çook uzun zamandır bir köşede bekleyen ve bahar yüzünü gösterince hadi artık şu hediyelerin yanında balkonda ne güzel dururum diye bakan eski bir dost:)





Boyanınca ne güzel durdu diğerlerinin yanında değil mi ? Ama maalesef yolları ayrıldı, kardeşim el koydu, ben de kendime başka bir tane boyadım, verniklersem onu ve diğer yaptıklarımıda eklerim inş.











Bu arada , bu kadar ara verince bu postu yazana kadar akla karayı seçtim. Şifremi hatırlayamadım, yazılar kaydı, resimler bir aşağı bir yukarı gitti ama sanırım başardım:))

18 Şubat 2011

Zeytine Devam....

Zeytinli sepetten sonra, zeytinli perde:))






 Mutfak dolapları beyaz lake ve seramikleri de siyah. Bu tip durumlarda biliyorsunuz son zamanlarda moda siyah-beyaz-kırmızı uyumu!!!! Ama ben bu  üçlüyü dekorasyonda pek sevmiyorum. Mutfak yeni, onu değiştiremeyeceğime göre şu siyah beyaz soğuk görüntüyü kırmam gerekiyordu. Mutfağa raf ekletip siyah seramikleri azalttım ama devamında perde masa ne olacaktı onu hala bilmiyordum ki geçen yıl paşabahçeden aldığım minik sosluk imdadıma yetişti. Rafa koymak için ıvır zıvır ararken onu gördüm ve tamam dedim mutfak zeytinli olmalı ve beyazı yeşille renklendirmeliyim .







 Hemen internetten zeytinli peçete siparişi verip, sepeti boyadım. Daha önce yaptığım zeytinli sepeti hatırlıyorsunuzdur, ondan bahsediyorum.




Sonra mutfağı çok boğmayacak bir desende duvar kağıdı aramaya başladım. Aslında zeytinli peçeteme çok benzeyen duvar kağıdı bile buldum ama mutfak çok büyük olmadığı  için gözü yorar diye düşündüm ve kırık beyaz üzerinde zeytin ağacına benzeyen desen olan bir duvar kağıdını seçtim.




Ardından bu  konsepte ancak bambu beyaz masa olur deyip, masa avına çıktım. Neyseki masa beni çok zorlamadan hemen buldum. Bir de yaz sonu olduğu için bunlarda % 40 indirim yapmışlardı,  hemen aldım tabi.





Sonra işin en zor kısmı başladı. Yeşil beyaz minik kareli kumaş bulmak. Perdecilerdeki ithal kumaş kartelalarında böyle ekoseli kumaş çok fazla var  $ ve £ üzerinden , çok pahalı. Gerçi ben ona da razıydım ama  benim istediğim model için yumuşak bir kumaş lazımdı ve onlar çok kalın ve sert düşüyordu.  Herhalde 20-30 mağaza gezdim, perdecisinden nevresimcisine kadar. Ve en sonunda ihraç  fazlası artık kumaş satan bir yer buldum. Tek ekoseli kumaşı bu yeşil beyazdı biliyor musunuz? Hem de metresi 4 TL. Kaptım tabi hemen, sonra tülüydü ponponuydu beyaz kumaşıydı derken hepsini hallettim.




Üstteki yeşil fon kolaydı, ponponları kumaşın üç kenarına makineyle dik oldu da bitti.  Ama kafamda tasarladığım tülü de  patchwork dikişiyle  elimde yaptım. Sonra kestiğim peçeteleri kumaşa bir güzel yapıştırdım . Perde bitti ama esas problem o zaman başladı. Beyaz rustiği kolayca buldum ama tülü asmak için kullandığım şeyin adı yaylı brizmiş, o zaman öğrendim bunu. İlk evlendiğim de yani 12 yıl önce:)) benim mutfağımda böyle brize asılı beyaz dantel tül vardı. O zamanlar YKM kumaşda satardı ve çok orjinal şeyler olurdu, ordan almıştım. Sonra tabi çok farklı tüller kullandım ve  ben bu brizleri arkadaşıma verdim Nerden biliim, yaylı beyaz brizin karaborsa olduğunu:)) satıcılar o çok eski bulamazsınız demelerine rağmen onu da buldum. 




Evimde en çok mutfakla uğraştım ama benim gibi mutfakta vakit geçirmeye seven birisi olduğumdan gözümü gönlümü açan bir görüntü olmalıydı ve çok uğraşsam da ben bunu başardım:)) En keyifli tarafı da ne biliyor musunuz? Ben tasarladım, ben yaptım ve ben kullanıyorum!!!!!!

Aslında bu yazıyı 19 Kasım' da yazmışım. Ama son üç ay bayağı yoğun geçtiği için , yazı bugüne kısmetmiş:)) 

14 Nisan 2010

Evimden...


KOLTUKLAR

Aşağıdaki koltuk, bizim ilk evlendiğimizde aldığımız koltuk takımından. Eşim ve ben hiç beğenmiyorduk,  kötü bir kumaşı ve deseni vardı. Gerçi fotoğraftan da anlaşıldığı gibi ilk göz ağrımız quark, çok severdi onları. İşte bu koltuklarda, koltuk almak isterken, aynen yatak odasında olduğu gibi,  baktık ki, beğendiklerimiz şekil olarak bizimkilerden farklı değil. İşte o zaman da, koltukların  kumaşı değişti, ayakları boyandı ve yenisini almaya gerek kalmadan yenilendi. Ama bunu ben yapmadım!      http://www.burmosan.com.tr/   yaptı. 5 yıldan fazla oldu değişeli ama o kadar iyi yapmışlar ki eskimiyor bir türlü!

Eski hali 



  Yeni görüntü...
 
 



TV ÜNİTESİ

Aşağıdaki üniteyi de o zamanlar ben tasarlamıştım. Yamuk olan rafı, onlar yapmak için değil ama, ben anlatabilmek için çok uğraşmıştım. Bu şekilde 5 yıl kullandık. Ama tv ünitesinin rafları, taşınırken söküldü ve yeni evde  biz montajını yapana kadar, çocuklar sağolsun, yamuk rafını kırdılar.


Eski hali...

 


Ben de ikisini ayak, diğer kırık parçayı da üstüne tabla yaparak, sehpaya dönüştürdüm. Bu sehpa sayesinde tüm salonun şekli değişti ama yukarıdaki resimde de gördüğünüz gibi, çok güzel bir okuma köşemiz oldu.


 


 Aslında iyiki kırmışlar diyorum :)) Çünkü kırılan rafın diğer parçası da tv nin altında, bir türlü kapatmayı başaramadığımız kablo kalabalığını örttü.





Yine yukarıda ünitenin eski  hali fotoğrafında  , kahverengi kutu gibi görünen parçalar, o dönemki  tüplü televizyonun arkasındaki kötü görüntüsüyü yok etmek için yapılmıştı. Daha sonra televizyon değişince, kutular boşa çıktı. Tabi ben yine atmadım! Yapı marketten, üniteye uygun dört tane ayak alıp taktım ve onlarda dvd ile plaklara raf oldu.





AYAKKABILIK

Eski hali...



Bu bizim ayakkabı koymak için  aldığımız bir dolap. Zaten yeni evde hazır takılmış siyah büyük vestiyer vardı. Bizim ayakkabı dolabına ihtiyacımız kalmamıştı ve dolapta ilk alındığı günkü gibi yeniydi,yıpranmamıştı ama bu defa da rengi uymuyordu. Ben naptım? Tabi ki boyadım...



Yeni görüntü...








   Büyük parçalar siyah olunca, girişe renk vermek lazımdı. Siyah renk, beyazdan sonra  en güzel uyumu kırmızı  ile sağladığı için,
önce düz camdan olan vazo kırmızı boyandı, sonra da bu puf eklendi oraya hemen. Mağazalarda oldukça pahalıya satılan bu pufu, mahalle arasındaki koltuk tamircisine tarif ettim ve kırmızı deriden 100 Tl. ye yaptırdım.





8 Nisan 2010

YATAK ODASI DA YAPTIM!



Bundan 5 ay kadar önce taşınırken, bizim yatak odasını değiştirmemiz gerekiyordu. Ben de mobilyacıları dolaşmaya başladım. Oldukça tanınan büyük bir mobilya ve dekorasyon mağazasında , buna çok benzeyen eskitme bir takımı çok beğendim. En sonunda almaya karar verip ikinci kez gittiğimde, görevlilerle konuşurken teslim sürelerinin çok uzun olduğunu öğrendim. Yani ya bekleyecek ve yatacak yerimiz olmayacaktı ya da başka bir yerden alacaktık. Ben çaresiz eve döndüm. Akşam düşünürken amaaann dedim kendi kendime, sen bunu yaparsın.
Sabah doğruca benim ahşaplarımı aldığım Oya Hanım ve eşi Ahmet Bey' in mağazasına gittim doğruca. Yatak başını tarif ettim, keseriz dediler. Yapacaklarından eminim de aşağıdaki makyaj masası önemliydi benim için. Çünkü  geçen yıl ben onu çalışma masası yapmak için ayırttırmıştım ama önce onlar acelesi yok diye bir süre getiremediler, sonra ben yapmaktan vazgeçtim. Neyse ki üzerinden bir yıl geçmesine ve tek olmasına rağmen kısmet ya masa kalmıştı.





Yatak başı ve masadaki kabartmalar benim daha önce Oya hanımlarım atölyesine gittikçe bulup tek tek topladığım şeylerdi.
Yatak başı,  kalın mdf den üstü oval olacak şekilde kesildi. Oval kısmındaki kabartmayı da yine Oya hanım sağolsun, bir yerlerde seramik bir şerit vardı, senin işine yarar diyerek o karmaşada buldu . Rulo yapılmış yumuşak bir seramik olduğundan oval kısma çok güzel oturdu. Yatak başının iki yanındaki şeritlerde ahşaptan. Boya almak için yapı markete gittiğimde bir de ne görsem ! Seramik şeridin aynı deseninde ham ahşap çubuklar.
Tabiki işler bu kadar rahat ilerleyince o taşınma arefesinde boya yapmakta hiç zor gelmedi.





Aslında çiçeklik olarak satılan objeleri de yatağın iki yanında abajur koymak için kullanıyoruz.






Çalışma masasına,  elimde kalan kabartmaları ilave edip, kulpları takınca oldu bir makyaj masası. Kulpların da elimde bakır rengi olanı vardı, onları da siyah yağlı boya ile boyadım.





Tüm mobilyayı düz beyaz ile boyadım. Sadece kabartmaları eskittim. Bir de masa, sandalye ve diğer objede,  kenarlardan çok ince siyah yağlı boya geçtim. Düz zeminleri eskitmeden beyaz bıraktım.






Bu sandalye de bizim eski yemek takımından kalan eski sandalye. Bir diğerini de kızımın odasında pembe boyayıp mor kumaş kaplayarak  kullanmıştım. Bunu da aynı şekilde beyaz boyadım. Eskitmeden sadece yine kenarlara çok düzgün olmayan bir şekilde ama ince yağlı boya geçtim. Kumaşını da metresi 5 Tl den alıp,  eskiden kalan , bir şey yaparım diye sakladığım, kadife bir çikolata kutusu kurdelesini birleşme noktasına tutturunca sonuç bu oldu.  






Şimdi gelelim maliyete, eğer ben tüm bunları o mağazadan alsaydım,  4000-5000 TL arasında  bir fiyat tutuyordu. Ama yatak başı 40 Tl, kabartmalar 20 Tl, masa 85 Tl, çiçeklik denilen obje(isim bulamadım ona) 20x2=40 Tl, sandalye geri dönüşüm olduğu için sadece kumaşı 5 Tl, boya 25 Tl ve sadece yarısını kullandım.
Toplam maliyet  200 TL.  Siz ne diyorsunuz şimdi?

2 Nisan 2010

Yeni evde yeni kimlik kazanan eşyalar

         Burdaki fotoğraf yaklaşık 10 yıl önce çekilmişti. Oğlumun ilk odası. Dila doğunca ona yeni bir oda alacağımıza, Deniz'e yeni bir oda yaptırıp eskisini de Dila büyüyene kadar kullansın istedik. Malum çocuklar ilkokul çağına gelene kadar duvarları resim defteri, dolapları da çıkartma yapıştırma bölgesi ilan ediyorlar.

          Şimdi fotoğrafın sol tarafındaki elbise dolabı, bilgisayar masası ve üstündeki kitaplık ile sandalyeye dikkatlice bakın ...

              Birde oğlumun muhteşem gülüşüne lütfen! Nasılda şımarmış bilgisayarın başına geçtim diye...





                        Elbise dolabı, boyanıp kulpları da değişince bu hale geldi. Aslında mobilya boyamak sanıldığı kadar zor değil. Hangi boyacıya, hangi ahşap hocasına ya da mobilyacıya sorarsanız sorun size ilk söyleyecekleri , kaplama mobilyalar boya tutmaz,çok iyi zımparalamak gerekir, önden astar veya kapatıcı sürmek lazım gibi bir sürü  olumsuz şey söylerler. Aslında hiçte öyle değil. İşte size kanıtı, Bunlar 1 yıldan fazla zaman önce boyandı, fotoğrafları ise bugün çektim. Üstelik  eli ayağı her yerde olan 6 yaşındaki bir fındık faresi kullanıyor bunu. Ama leke  tutmuyor. Muhteşem...



      


                 Benim komşum sevgili Hikmet abinin mesleği boyacılık ve bana katkısı da büyüktür. Boyacı tulumuna kadar vermiştir bana. Onlarla birlikte bahçedeki yaptığımız kahve ve çay keyfini çok özledim aslında. Neyse geçen yıl onunla birlikte bir yapı markete gittik. O bana klasik ahşap boyası değilde farklı amaçla kullanılan başka bir boya aldırdı.

      Yine su bazlı bir boya bu. Üstelik en güzel tarafı da vernik istememesi. Ne astar ne kapatıcı olmadan objeyi direk  fırça ile bir güzel boyuyorsunuz, boya kurumadan da temiz bir rulo  ile üzerinden geçiyorsunuz. Böylelikle fırça izi hiç kalmıyor ve bir mobilya mağazasında boyanmış gibi oluyor. Üzerini süslemekte size kalıyor.



















            
              Ben burda hazır stencil kullandım. Çünkü blogumda gördüğünüz tüm ürünler bu mobilyayı boyadıktan sonra yapıldı. O zamanlar desen boyamaya hiç başlamamıştım. Zaten  bu odayı hazırladıktan sonra bana, deli cesareti mi yoksa cahil cesaretimi denir bilmiyorum ama bir güven geldi ki sormayın. Sonra beni tutabilene aşkolsun. Eşim o günlerde ' korkarım bir sabah uyanmışız, birde bakmışız ki sen, beni ve çocukları da boyamışsın' diyordu. Çünkü elime ne geçtiyse, kitapta, internette ne gördüysem uyguluyordum. Ve artık bu işin sonu nereye gidecek bende merak ediyorum.





 

                       Üstteki fotoğrafta gördüğümüz bilgisayar masası ve kitaplık iki parçaya kesildi. Bu tek başına bir çalışma masası oldu. Sandalyesi de boyandi ve yine tarafımdan kumaşı değişti. Hem de çok ucuz peluş kumaşlar var ya hani metreyle satılan işte o kumaşla.


                   Mobilyalar beyaz ama sandalye pembe aslında. Işıktan çok net çıkmamış.Bir de bu mobilyalarda yine yapı marketten aldığım kelebekli kulpları kullandım.







Bilgisayar masasının üstündeki kitaplık var ya ! İşte kitaplık kısmı kızıma makyaj masası oldu. Önüne de minik bir tabure koyunca değmeyin keyfine hanfendinin.


Masanın üzerindeki çekmeceli kutular, daha önce eklediğim kızımın odasından sayfasında yer alan toka kutuları.





      
O kadar makyaj masası dedik ! Ayna olmazsa olmaz. Üstelikte mor olmazsa olmaz. Aynada zemini lila rengi boyadım. Üstünede mor örümcek çatlatma uyguladım. Kenarlarınada simli boyadan geçince uyum sağlanmış oldu.






Ve  bu da benim eski odamda kullandığım dilsiz uşak. Bayılıyorum bu tanımlamaya. Eskiden benim odam mordu ve kızım sürekli aksesuarlarımı odasına taşıyordu. Neyse ben odamı değiştirdim de (onu da yakında eklicem, o tam bir baştan yarat oldu) bu da onun oldu.






               Menekşeler peçete, ama diğer bölümlere kumaş kaplanmış gibi dursun diye fırçayla
bildiğimiz basma desenlerini yapmaya çalıştım. Beğenilerinize...




Boyayı ben bauhaus yapı marketten aldım. 'Swing Color' adında bir Alman markası. SU BAZLI İPEK SON KAT BOYASI . Dış cephelerdeki metal,pvc,ahşaplar için kullanıldığından vernikte istemiyor.

Klasik ahşap rengindeki mobilyayı sadece 2 kat beyaz ile kapatabildim.Üstelik beyaz ile kapatmak çok zordur, boya yapanlar bilirler. Tecrübeyle sabittir ki ben yaptım siz yapmayın: Aceleyle bir iki saat sonra ikinci katı sürünce alttaki boya görüntüde kurumuş gibiydi  ama  hala ıslak olduğundan ikinci boyayı sürünce alttaki boyada kağıt gibi kalktı.1.katı sürdükten sonra 2.katı sürmek için ertesi günü beklerseniz sonuç çok daha iyi oluyor.

Diğer bir güzelliği de boya, 375 ml lik küçük boylarda satılıyor. Tabi ki daha büyük boyları da var ama böyle olunca ihtiyaca göre alma şansınız var.

Ve yine boyanın her rengi hazır var.Beyaz bile bir kaç tondu. Hiç karışım renk yapmadan direk kullanılabiliyor. Benim boyam mesela kırık beyaz.

Ama dikkat edin aynı markanın aynı boy ve renklerde yağlı boyası da var. Özellikle üstünde su bazlı yazsın. Kokusuz ve kurşun içermediği için ev içinde ve çocuk ürünlerinde çok rahat kullanılabilir.

Bu arada ben de boyanın acayip reklamın yaptım burada. Acaba bana hediye boya gönderirler mi? Ama tüm bunları ben söylemiyorum, gerçekten boyanın üstünde de yazıyor:))